PARAPSİKOLOJİ NEDİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

PARAPSİKOLOJİ NEDİR

Mesaj  PUSAT Bir 2008-04-10, 03:00

Parapsikoloji, klinik
bulgularla ölçümlenebilen psişik fenomenlerin dışında kalan alan
üzerinde araştırma yapan bir bilim dalıdır.

Günümüz Parapsikolojisi, modern psikoloji ve modern tıbbın verileriyle,
doğu bilgeliğinin verileri arasında köprü oluşturan bağımsız bir bilim
dalıdır.

Bizler, dünya beşeri olarak; genellikle fizik yapımız üzerinde durmuş,
ruhsal yanımızı tamamen göz ardı etmişizdir. Oysa, biyolojik yapıda
ortaya çıkan her türlü aksak1ık, bugüne kadar göz ardı ettiğimiz ruhsal
yapıdan gelmektedir.

İnsan, Ruh ve Madde ikilisinden oluşmuş bir yapıdır. O halde bireyi
incelerken, ruhsal yanını da dikkate almak zorundayız. Yüzyıllar boyu
gelişen bilim, sadece madde dünyasının uygulamalarını, etkilerini ve
özelliklerini incelemekle yetinip, bireyin içsel yapısından sürekli
kaçtı. Fakat son 50 yılda bilimin kısırlığı anlaşıldı ve içe dönülmeye
başlandı.

İste bu yeni anlayışla yapılan araştırmalar ve deneyler, evrende fizik,
kimya ve biyolojinin ortaya koyduğundan başka ilke ve yasaların
varlığını da göstermiştir.

Bizler, dışımızdan gelen bilgilerin algılanmasında, yalnızca beş
duyu¬muzun araç olduğu fikrine kendimizi alıştırmışızdır. Eğer bu
anlayışı günlük, basit yaşam içerisinde değerlendirirsek doğrudur.
Fakat, bazı koşullarda bu yeterli olmamaktadır. Yani, bazı algılarımızı
başka duyumuzla da yaptığımız oluyor. İste, son yıllarda
kuşkulandığımız bu duyumuzun varlığını, bilim kanıtlamış bulunuyor. Bu,
'altıncı duyu' dediğimiz olgudur.

Dış dünyayı algılarken; bilerek ya da bilmeyerek, zaman zaman beş
duyumuzdan farklı bir duyumuzu da kullanıyoruz. Hatta bazı nadir
kişiler bu duyusunu o derece kontrol a1tında bulundurabiliyor ki, onu
istediği zaman istediği amaçlarla kullanabiliyor.

İste, herhangi bir organla çalışmayan, bilinen duyulardan farklı ve
insanın dış dünyayı algılama yeteneğine kısaca, Duyular Dışı İdrak
(DDİ) ya da Duyular Dışı Algılama (DDA) diyoruz.

Ancak halk arasında bunların tümüne, "altıncı duyu" demek, adet
olmuştur. Bugün bu olguyu, "parapsikoloji" adı altında incelemekteyiz.
“parapsikoloji” sözcüğü, (para: yanında, ötesinde,psychische: ruh
anlamına gelmektedir) Oesterreich tarafından ortaya konmuştur. Ancak,
bazı bilgilere göre de, Dr.Rhine'nin hem D.D.I terimini, hem de
"parapsikoloji" deyimi ortaya koyduğu söylenmektedir.

Prof.Rhine, 1930'larda başlamak üzere; A.B.D.'de Duke Üniversitesi'nde
parapsikoloji okutmuştur. Parapsikoloji, klasik Psikolojinin sınırları
ötesinde fenomenleri inceleyen bir araştırma dalıdır.

California'daki J.F.Kennedy Üniversitesi'nin parapsikoloji bölümünün
tanımına göre: Parapsikoloji, tüm canlılar ve bunların çevresi
arasındaki belirli etkilerin, bilimsel olarak incelenmesidir.

Bu alanda yapılan çalışmalarda hemen herkeste 6-7 ve daha fazla
duyuların varlığını ortaya koymuştur. Fakat bunların varlığından pek az
kimsenin haberi vardır.

D.D.İ' nin doğasında hem kendiliğindenlik, hem de beklenmediklik
vardır. Farkında olsak da olmasak da, doğuştan getirdiğimiz bu yetenek,
hayvanlarda da bizde de vardır.

Bunlardan:
- Telepati
- Durugörü
- Duruişiti - Ipnoz
- Psikometri
- Psikokinezi / Telekinezi
- Derma Optik Algılama
- Radyestezi
- Beşeri Aura
- Medyumluk
- Ruhsal Şifa
- Obsesyon
- Beşeri Aura
- Neştersiz ameliyatlar
- Ekminezi
- Nazar
- Poltergeist (eşyaların hareketleri / tekinsizlik)
gibi bazılarını, bundan sonraki yazılarımızda sizlere sunmaya çalışacağız.

Şurası muhakkak ki, günümüzün maddeci bilimi, parapsikolojiye fizik
ötesini de bilimsel bir açıklama getirememektedir. Bakış açısı,
olaylara yaklaşım anlayışı değişmediği sürece de, bunu başarabileceğini
pek sanmıyoruz. Elimizdeki bilgilerle açıklayamadıklarımızı inkar etmek
ya da dudak büküp geçmek, gerçekte bilimselliğe de ters düşen bir tutum
olmaktadır. Ancak gerçek anlamda özgür düşünceli, bilginin sonsuzluğuna
inanan kimselerin yapması gereken; geçmişe dönerek, o zamanın
olaylarını, o zaman olağan dışı kabul edilen olayları inceleyerek bir
fikre varmaktır.

T.Edison elektrik ampulünü bulduğunda bütün uzmanlar kendisiyle alay etmişlerdi.

Prof. A.Bickerton, aya gitmeyi sersemce bir fikir olarak niteliyordu.
Clarke bile, 1947 yılında; dünya insanın Ay' a ayak basması için en
erken tarihi, 1978 olarak vermişti.

Ünlü fizikçi Lord Rutterfor, atom enerjisinden yararlanabileceğimizi söyleyen kişilerle alay etmişti.

Galileo, Dünya'nın Güneş çevresinde döndüğünü söylemesi üzerine, engizisyon mahkemesinde yargılanmıştı.

Su sözlere de bakalım:
- Radyonun geleceği yok. (Lord Kevin - İskoçyalı fizik bilgini)
- Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek herşey icat edildi. (C.H.Duell Amerikan patent dairesi başkanı)
- Atlar her zaman kullanılacaktır, oto¬mobil ise ancak geçici bir moda
olabilir. (Henry Ford'un kredi talebi üzerine otomotiv sektörünün
geleceği üzerine ekspertiz veren bir banka müdürü)
- Uçaklar hoş oyuncaklar, ama askeri değerleri yok. (Maresal F.Foch, 1.Dünya savaşında Fransız Orduları Başko¬mutanı)

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Beşerin yapısında, her nedense, yeniliklere karşı bir tepki, bir tedirginlik vardır.

Tüm bunlara karşın, İngiltere'de ilk Ruhsal (Psişik) Araştırma Derneği
kuruldu. Daha sonra Fransa, Amerika ve dünyanın çeşitli yerlerinde bu
tür derneklerin kurulduğunu görmekteyiz. Bugün Rusya'da pek çok
üniversitede Parapsikoloji bölümleri bulunmakta olup, bu konuda
A.B.D.'nin daha ileride olduğu belirtilmektedir.

Halen, Dünya’nın pek çok ülkesinde D.D.İ. ile ilgili araştırmalarını
sürdüren ve lisansüstü eğitim sunan pek çok üniversitenin,
Parapsikoloji bölümü kürsüsü bulunmaktadır.

Bu bilim yuvalarında, bilimin ortaya çıkardığı en duyarlı cihazlarla,
D.D.A. deneyleri, ölçümleri yapılmakta ve bunların hangi yasalara göre
ortaya çıktığı araştırılmaktadır. Bu çalışmalara parapsikoloji içinde
"psikotronik" çalışmalar da denil¬mektedir. Bu çalışmalar entelektüel
bir merak konusu değil, kendi yapımızı bilmeye, tanımaya yönelik
çalışmalardır.

Jacques Bergier'in "Gizli Parapsikoloji Savaşı" adlı eserinde,
parapsikolojinin uluslararası değerinin ve geleceğinin ne kadar parlak
olacağını, gerçek ile gerçeğin arkasındaki olayların önemini kesin
çizgilerle vurguladığını görüyoruz.

O halde, ön yargılarımızı bir yana bırakıp, konuyu ciddiyetle
araştırmalıyız. Ünlü bilimci Einstein; "Evrenin yaratıcısına olan
inanç, bilimsel araştırmaların en asil, en itici gücüdür." demiştir.

Beşeriyet tarihinin en uzak çağlarından bu yana, bireyde bugün
"olağandışı" olarak kabul etmek durumuna düştüğümüz bir takım
yeteneklerin var olduğunu gösteren kanıtlar mevcuttur. Büyük bir
potansiyel oluşturan bu yeteneklerin, bu güçlerin harekete geçirilmesi,
tüm düşünce yapımızda bir devrim gerektirecektir. Fakat sonunda da,
insan varlığına yepyeni ufuklar açılabilecektir. Bilim adamlarının
günümüzde olağanüstü diye nitelendirdikleri söz konusu yeteneklere
gösterdikleri büyük ilgi, bunun kanıtıdır (Akupunktur, Bioenerji,
şifacılık v.b. gibi).

Olağandışı olayların bilimsel araştırması, A.B.D. 'li bilimci Joseph
B.Rhine'la başladı denilebilir. 1920'li yıllarda konuya merak saran
Rhine, ömrünün büyük bölümünü, yetenekli kişiler üzerinde yaptığı
araştırmalara verdi. Böylelikle, yeni bir bilim dalı olan Parapsikoloji
kurulmuş oldu. A.B.D. Bilimler Akademisini Parapsikoloji'yi
tanımasıyla, bu yeni bilim dalı hak ettiği yeri almış oldu. Bu şekilde,
Rhine'i eleştiren bilim adamları da, daha sonra yanılmış oldukları
açıkladılar.

New Yorklu bir bilim adamı olan Hans Halzer, "Bilim sadece, tanınmış,
güvenilir araçlarla bilginin toplanmasıdır." diyor. Bununla beraber,
araçlar zamanla değişebilir. Geçmişin güvenilir aracı, zamanımızda
güvenirliğini yitirmiş olabilir. Ya da gelecekte güvenirliği
yitirebilecek olabilir. Bunun tersine, geçmişte kullanılmayan araç ve
yöntemler bugün kullanılabilir. Yani, bilimi; yerinden oynamaz, şekli
değişmez bir duvar gibi kabul ederek, bu duvara yaslanıp rahatlığı
aramak, gerçeğe ters düşer.

Her şey bir değişim halinde olduğu gibi, bilim de bir değişim
halindedir. Bu konuda Batı ve Doğu'nun bakış açılarını dile getirmek
gerekirse; Batı dış dünyayı, Doğu ise insanın iç dünyası incelemiştir.
Kısaca, Batı analizci, Doğu sentezci olmuştur. Batı, olayları ufak
parçalara ayırarak incelemeyi ilke edinmiştir. Örneğin: İnsan bedeninde
belli bir miktar su, hidrojen, oksijen karbon ve başka elementler
bulunduğunu saptamıştır. Bu ilginç görünebilir ancak bu maddeleri bir
araya yığmakla insan elde edilemez. Önemli olan, bu maddeler arasındaki
ilişki, bağlantı ve örgütlenmedir. Önemli olan, bu parçalardan çok,
bunların nasıl olup da bu bütünlüğü oluşturduğudur.

İşte Doğu bunu incelemiş, yani bütünleşmeyi ele almıştır. Özetle söyle
söylenebilir: Parapsikoloji alanına giren tüm olayların psikolojik
değil, psişik olduğu bir gerçektir. Yani bunlar, beden dışı, ruhsal bir
güce, yeteneğe dayanmaktadır
avatar
PUSAT
Admin

Mesaj Sayısı : 104
Kayıt tarihi : 03/04/08

Kullanıcı profilini gör http://gizliilimler.heavenforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz