havas ilmi nedir

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

havas ilmi nedir

Mesaj  PUSAT Bir 2008-04-08, 07:01

HAVVASIN ÖZÜ:Havvas ilmi genel kanıdaki düşüncelere
rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin
sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek
için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve
sayılar ile tılısımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit
bir ilim veya ilmin metodu değildir.
Çünkü bu ilmin konusunun özünde Allah’ın takdiri ile bilinen veya
bilinmeyen ilahi kanunları ruhani ve manevi alemlerin etkileri
barizdir. Kişi eğer derse ki;’Ben havvas ilmini biliyorum’..... Ona
tavsiyem şudur: Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları
vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde
ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile
nebilöz ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta
daha genişi evrende herşeyle bağlantılıdır. Ancak bize düşen gücümüzün
yettiği kadar ilmimizin ulaştığı yere kadar Allah (c.c.) izin verdiği
yere kadar anlatabilmektir Allah cümlemizi başarılı kılsın, doğru
yolundan ayırmayıp kendine kul Resulüne ümmet olmayı ilim ve taat
yolunda ilerlemeyi cümlemize nasip eylesin.
Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi
gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal
altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı
olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır.
Havvas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken
kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatacağım ama
bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya
bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan
önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde meleküt ve cinler
aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve
acaibiyeti içinde gizlemiştir. Burada sırası gelmişken belirtmeliyim
ki; yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları
manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin
kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve
uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip
etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu
bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre
mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve
kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi
102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak
verebiliriz. Bu manevi ilimlerin kaynağı şüphesiz ki; Alim olan yüce
Allah (c.c.)’tır. Ve bilinmelidir ki; ilim de Allah’tan başka Allah’ın
ilim verdiği varlıklardan veya veli kullarından bu ilimlere vakıf olan
insanlardan öğrenilebilir.
Eski kavimler ve uygarlıklar da bu ilimleri manevi makamlardan ve
rahmani ruhanilerden hayırlı yönde insanlık alemine faydalı olabilmek
için öğrenmişlerdir. Fakat zamanlar içinde insanların aç gözlülüğü,
hırsı ve bencilliği şeytanın maddi alemdeki hileleriyle birlikte bu
ilmin bilgilerini ve kudretini kötü yönde kullanmak isteyince o
insandaki rahmani sıfatların yerini şeytani sıfatlar taşıyan negatif
unsurlu varlıklar guruplarından insanın nefsaniyetine hitap eden
bilgiler gelmiştir. Yine buna da örnek olarak Bakara süresinin 102.
ayetini yukarıda olduğu gibi örnek olarak gösterebiliriz. Çünkü bu
hadiseler yaşanırken bu ilimler aşikardı ancak yukarıda sıraladığımız
gibi bu ilimleri kendi nefsi çıkarları için insanlar kullanmaya
başlayınca alimler ve ulemalar kendileri anlayabilecekleri bir dil ve
uslupla bu ilimleri rumuzlamak ve gizlemek ihtiyacı hissetmişlerdir.
Ancak demişler ki;Arif olanlar anlasın kamil olanlar kullansın. Kısaca
buraya kadar anlattıklarımı anladığını ümit eder anladıklarını iyi
işler de kullanmanı temenni ederim.
Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat
insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da
rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılısımlardan
oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar
oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok
çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya
yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık
(Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya
kullanılan tılısımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve
kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin
çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas
mesele bu tılısım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller
olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu
ibarettir. Veya çok daha iyisi meleküt aleminden bir melek ismi
olduğudur.
Ancak; bunların hiçbiri tek başlarına bir anlam ifade etmezler ve
bazen işleri olduğundan da karmaşık hale getire bilirler. Bu paragrafa
çok dikkat etmelisin; Arifsen beni anlarsın. Tılısımla rumuzlanan
gerçek ise aslında Allah’ın ismi olarak bilinen sıfatlar (esmalar)
olduğu zaman güç ve kudret ifade ederler.
Şüphesiz ki; tüm alemler içerisinde ve dışında ve alemleri kuşatan
Ahad olan ve Ahir olan ve dilediğini yaratan ve yaratmaya Halik olan ve
yarattığına da Malik olan Malik olduğuna da Basir olan ve Semi olan
yalnız Allah (c.c.) Hay’dır ve Kayyüm’dür. Ve o MUHİT- ÜL MUHYİ’ dir
öyle ki; MUTEAL ‘NUR Rahman ve Rahim olan VAHİD- ÜL VEDÜD ne güzel Rab
ve ne güzel Vekil’dir. Ondan başka her varlık ölümlüdür. Bundan
dolayıdır ki; Sorumlusu kalmamış tılısımlar veya kasemler misalini
burada anlattıklarımızdan dolayı yapılan tertipler hazırlanan
tılısımlar etki ve anlamlarını yitirmiş semboller zamanlar içinde
değişime uğramış fiziksel ya da metafiziksel varlıkların değişik enerji
dalgalarına kapılıp yok olmuşlardır. Bu sebepten ötürü yapılan bazı
şeylerin tesiri görülmez. Bir de dikkat edilmesi gereken hususlardan
biri de şudur: Tılısım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve
yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze
gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara
uğratılmıştır. Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı
Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice
ve eski Arapçanın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve
alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve bu tılısımlar
da günümüzde kullanılmıştır. Ve dahası eski enbiya ve peygamberlerin
kalemleri bunlardan en meşhuru Hz. Süleyman’ın kalemleri ve
tablolarıdır. Ve yine bu büyük zatların kullandığı ilahi dili ve
esmaları harf veya rakamlar ile oluşturulan semboller ile ifade edilen
şekilleri bu konuya örnek olarak gösterilebilir. Bir de özellikle
belirtmek isterim ki; gizli ve manevi ilimlerin hakikatlerini bazı
insanlar tarafından bilinip öğrenilmesini engellemek için kasten yanlış
yazanlar ile bu ilimlere hurafe deyip yalanlama çabası gösteren ve bu
ilimlerle uğraşan kişilere bir sürü kulp takmaya çalışan ve gelecek
kuşaklara aktarılmasını engellemek için her türlü çabaya baş vuran
gurup ve güçlerin bu ilimlere olumsuz etkileri olmuştur, kısmen de
başarmışlardır.
Ben derim ki; ey değerli kardeşim gittiğin taat yolunda cenabı Allah
seni ve beni başarılı kılsın. Kulağını aç beni iyi dinle hakla batılı
ayırıncaya kadar Allah’ın ilimlerini araştır ve öğren ve öğrendiklerini
de hak edenlere öğret gittiğin yolu örneklemek istersen tıpkı bıçağın
ağzına benzer yani her iki tarafı keskin kılıç gibidir üzerinde yürümek
ise sana düşer eğer konsantren bozulursa kılıç ayaklarını parçalar
umarım ne söylemek istediğimi anlamışsındır.
Bu ilmin etkisi üç’e ayrılır; bunlar sırasıyla maddeye yani cesede
olan etkisi ile manevi yada ruha olan etkisi ve en son olarak da her
ikisini de kapsayan etkisidir. Bu etkileri sağlamak için senin bunları
hissetmen, yaşaman gerekir. Bundan anlaman gereken ise iki hal ve
durumdur bunlar ise; hissetmek veya hissetmemek, yaşamak veya yaşamamak
gibi inanmak veya inanmama halleridir. İnanma halinden olan kastımız
Rahmani olma halidir. Bu şartsız teslimiyet gerektirir. İnanmama hali
ise bunun tersidir ki; içinde nefse hizmet vardır. Bu da şeytani
olanıdır. Ama gerçekte ise bu iki halin içinde hem inanmak hem de
inanmamak halleri vardır ki; bu birbirlerinin amaç ve birlik
ayrılığından doğar ve mertebe ayrılığından çıkarlar. Bundan anlaman
gereken şudur; inanma hali insanı ruha ruh da Ruh’u Sultan’a bağlar.
İnanmama hali ise insanı nefse nefs de Şeytan’a bağlar. Umarım beni
anlamışsındır. Bunların ayrıntılarını kendin bul!
Ve daha sonra esma ve ayetlarin manevi etkisini kullanma halidir ki;
bu da bazı şartlara bağlıdır... Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin
anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde
guruplanmaktır. Bunlarıda şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen
anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki
olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı
Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun
evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lutfetmiştir. Bunu böyle
bil!
Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler
olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh
vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın
mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler.
Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi
anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla
amaçladığın etkiyi hemen elde edersin. Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani
yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında
etkileyicileri de harekete geçirendirler. Örneğin; üç boyutlu resim
gibi düşünebilirsin birinci boyutta sen ikinci, boyutta etkileyiciler,
üçüncü boyutta etkilenenler önemli olan doğru noktadan bakmaktır. Bu
anlattığımız ise kendi içinde bir şekle ve sıfata sahiptir. Bu kudretin
kaynağı kalptir. Ama bu senin bildiğin, sesini duyduğun et parçası olan
kalp değil! Bunun yeri yani o kalbin yeri insanın ruhundadır. Oraya da
nurdan gelir. Bu dahi kendi içinde bir varlık halidir. Hikmetin özünden
gelir.
Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise
içiçe girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların
sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle
mana alemine geçtiğini zannetme araladığın her sır kapısının ardından
yeni bir sır kapısı karşına çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş
süresince karşına çıkacak olan bir sürü engeller olacaktır. Bunları
aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli bir iman yapısı irade
ve teslimiyet gerektirmektedir. Bu geçeceğin sır kapılarını her
araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki; sırları
çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gerken bilgi
sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez. Bu
hal vefk ilminde görülür. Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan
vefkler nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve
ervaha, karma olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç
içe her hali kapsar ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları
tabir eyler her ilimden birer nebze tattırır. Bilmiş ol ki; rakamların,
vefklerin ve çizgilerin ya da tılısımların ki; bunlar da harf ve
rakamdır. Bunların da kendilerine özgü incelikleri vehassaları vardır.
Bunların da cümlesinin sırları sırlarla gizlidir. Yani özün özünden
gelir. Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret, hikmet ve kahriye
v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan bu havvas
ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar
dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların
öğrenilen ve öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların,
burçların, yıldızların, maddelerin, bitkilerin, hayvanların, canlı ve
cansız nesneler üzerinde etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve
hayvanata karşı şifa ve sevgi, nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca
öz olan ilim de; mevsimlerin belli mekanların, kara parçalarının,
denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların, cinlerin, perilerin ve
meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve kudretlerin rica yada
minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve bunun dışında kalan
halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir. Bunu böyle bilip böyle
anlamalısın.
Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi
harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve
bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir.
Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velakin bu anlatacaklarım öyle
kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla
uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi
yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü
boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate uyan olur
uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza
gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil
olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu
imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri
ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevazi insanlardan
saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele nur yüzlü insanlardan hiç
saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır.Kalbe
akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen
o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun
da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan yaparsan
nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.
Çünkü; bura da tarif ettiğim o asil insanlar yani ruhunu Ruh’u
Sultan’a bağlayanlar onlar hiç ölmezler oysa nefsini Şeytan’a
bağlayanlar hiç yaşamadılarki. Ruhunu Ruh’u Sultan’a bağlayanlar o yüce
bilgiye ulaşanlardır.
Senin gelişmemiş mataryalist zekan bazı olayaları makul ve basit bir
biçim de algılamanı sağlayabilir. Bütün bu hallerin görülebilmesi ve
öğrenilebilmesi kutsal bir düşünce tarzı olmadan mümkün değildir..
avatar
PUSAT
Admin

Mesaj Sayısı : 104
Kayıt tarihi : 03/04/08

Kullanıcı profilini gör http://gizliilimler.heavenforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz