AL KARISI-ALBASTI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

AL KARISI-ALBASTI

Mesaj  PUSAT Bir 2008-04-08, 05:39

Lohusa hanımların korkulu rüyası olan alkarısı, Çin Seddinden
Akdeniz kıyılarına; Buz denizinden Hind'e kadar yayılmış bir inanıştır
(1). Bütün Türk Boylarında bilinen alkarısı; al bastı, al albıs, albis,
almış, almiş, gibi isimlerle anılır. Bu inanış sisteminin geçmişi, çok
eskilere dayanmaktadır. Türklerin, İslamiyetten önceki dinleri olan
Şamanizm'de, alkarısı ve al basması olarak nitelendirilen "kötü ruhla"
ilgili birçok inanışlar vardır. Yakutlarda, Kırgızlarda, Kazaklarda,
Özbeklerde, Kazanlarda, vs. lohusa hanımı, "al karısından korumak için
değişik çarelere baş vurulur. (2)
Al karısı, Kırgız - Kazak Türklerinin inanışına göre iki kısımdır:(32)
Kara Albastı:Ciddi ve ağırbaşlı bir ruhtur.(33)
Sarı Albasıtı: Doğum yapan kadının ve çocuğun ciğerini söküp suya atar.
Hoca veya Baksı (Şaman)ların okumasıyla giderler. Sarışın bir kadın
suretindedir. Bazen, keçi veya tilki suretlerine de girer. Baksı veya
Ocaklı adamlar, "Albastı "yi yakaladıkları zaman :"Ey al
bastı, zalim, Koy ciğerini yerine, Zavallının canın iade et. Sözümü
tutmazsan, Bana hürmet etmezsen, Gözlerini çıkarırım"
(3)
şeklindeki efsunu söylerler.Genel olarak al karısı, lohusa hanımlara ve
atlara musallat olan korkunç bir yaratıktır. Uzun boylu, uzun parmaklı
ve uzun tırnaklıdır. Çok çirkin ve iğrenç bir suratı vardır. Bedeni
yağlı, uzun ve siyah saçlıdır. Saçları, aynı zamanda darma-dağınıktır
ve kocaman bir başa sahiptir. Dişlere at dişi gibi iri ve seyrek,
ayakları ise terstir. Bunlar lohusa kadınların ve yeni doğan çocukların
ciğerlerini yiyerek beslenirler. Daha çok kırmızı elbise giyerler; su
başında ve ağaçlık yerlerde yaşarlar.(4)
Gagauzlarda ise, insanlara kötülük yapan fene ruhlar olarak "Rusaliler", "Çarşamba karısı / Babası", "Cuma karısı/Babası" ve "Devler"
vardır. Devlerin fiziki yapıları anlatılırken,bunların tepelerinde bir
tek gözlerinin olduğu söylenir. (5). Dede Korkut Hikayelerinde de, Oğuz
Boyunun başına bela olan bir "Tepegöz" vardır. Bu vücuduna,
hiç bir silahın tesir etmediği olağanüstü özelliklere sahip bir
yaratıktır ve insanla perinin evliliğinden dünyaya gelmiştir. Tepegöz,
her gün çok sayıda hayvan ve iki insan yer (6) . Biz biliyoruz ki, al
karısı da, periler taifesindendir. O halde Tepegözün annesinin bir peri
kızı olmasını ve Gagauzlar'da kötü ruhların temsilcisi olan devlerin
tek gözlerinin olması sebebiyle aralarında, rahatlıkla bir bağ
kurabiliriz. Bazı araştırıcılara göre, albastı, Türklere Cermenlerden
geçmiştir. Eski Cermenlerin Alp Ruhu ile, albastı aynı kaynaktan
gelmektedir. Yani, "al bastı" aslında "Alp+bastı"dır. Zamanla
değişikliğe uğranarak, bu hale gelmiştir. (7).Cahit Öztelli ise, "al
karısı" ile ateş arasında bir bağ kurar(Cool.
Hiç şüphesiz, alkarısınm varlığına inanılan her yerde, aynı zamanda
bundan korunmak için de değişik çarelere başvurulmuştur. Bunlardan bir
kaçı şu şekildedir: Kars'ta; özellikle geceleri, lohusa hanımı yalnız
bırakmazlar, geceleri ışığı sürekli yakarlar, hasta yalnız kaldığı
zamanlarda ise, ağzına sakız vererek onun uyumasına engel olurlar
(9).Elazığ'da; Lohusanın başucuna su, süpürge ve Kur'an-ı Kerim
koyulur, yakasına iğne türü bir şey takılır ve yanında sürekli bir
erkek (eşi veya yakın akrabalarından bir erkek) bekler (10). Elazığ'ın
diğer bölgelerinde ise kadının başına soğan, demir çubuk ve Kur'an-ı
Kerim konur(11).
Andolu'nun bir çok bölgesinde; lohusanın başına beyaz yaşmak ve
kırmızı tül bağlarlar. Kırmızı altın takarlar ve hastaya kırmızı şeker
hediye ederler (12). Çünkü, al karısı, kırmızı rengi hiç savmez.
Manisa/Karacaoğlanlı köyünde ise, kapının ağzına kazma kürek konur. Bir
şişin üzerine, elma, portakal, üzerlik, çörek otu ve mavi boncuk,
kırmızı bir kordelayla bağlanıp, lohusanın başına bırakılır. (13).
Çukurova bölgesinde de buna benzer tedbirler alınır. Çocuğun veya
lohusanın yastığının altına soğan, ayna, tarak,ekmek, bıçak, hamayli
koyarlar, yüzünü kırmızı bir örtü ile kapatıp, yatağına da bir iğne
takarlar. Ayrıcı lohusanın bulunduğu yerdeki bütün suların ağzını
kapatırlar. Çünkü, al karısı,bazen de kuş şeklinde gelip, suya boncuk
atar ve o esnada çocuk ölür (14). Bu tedbirler alınmadığı taktirde,
alkarısı, lohusanın yanına gelerek, onu rahatsız eder. Bu durum
bölgelere göre, hıbilik, kekoz, pispatik karakura, kuşboğması, vs. gibi
isimlerle anılır.
Alkarısı, lohusanın yanına, değişik suretlerle gelir. Bazen, yakın
bir akrabanın sıfatında, bazen çirkin bir kadın, bazen de kedi, köpek,
keçi, kelle, vs. gibi şekillerde görünür, Alkarısı, daha kapıdan
içeriye girer girmez, lohusanın üzerine bir ağırlık çöker. Hasta, o
anda, aniden kalkıp dua okursa, alkarısı kaçar. Ama, hiç bir şey
yapamaz, bağırmak istediği halde bağıramaz, al karısına yenik düşerse
de, ya ölür, ya da büyük bir hastalığa maruz kalır.
Buraya kadar, hep, lohusa hanımlara musallat olan al karılarından
bahsettik. Ancak, bunların dışında, erkeklere, genç kızlara ve atlara
gelen alkarıları da vardır. Çukurova insanın inanışına göre, kim
şalvarını veya siyah renkteki bir kıyafetini, yastığının altına koyup
yatarsa onu al basar (15). Elazığ'da, bu yaratığa Kekoz (16),
Malatya'da ise Hıbilik (17) adları verilir. Ama bunlar, alkarısı
şeklinde değildir, daha değişik varlıklardır. Çünkü, alkarısı,
erkeklerden korkar. Ancak, Erzurum'da bir kaynak şahıstan aldığımız
bilgiye göre, kendisini al basmıştır ve o al karısını görmüştür. Al
karısı, çirkin, koca kafalı ve dağınık saçlı bir yaratıktır (18).Genç
kızlara musallat olan alkarısı ise "albıs" adı verilir. Bu, evlenmeyen
bir kızdan türemiştir. Genç kızların yanına giderek, onların
hastalanmasına sebep olur (19). Al karısı aynı zamanda kısraklarında
yanına gider. Ahıra giden al karısı, atı iyice yorduktan sonra,
yelelerini de örerek kaybolur.
Buraya kadar olan kısımda, "alkarısını" folklorik açıdan
inceleyerek, onu, bir inanış sistemi içerisinde ele aldık. Ancak, al
karısının efsaneler içerisinde de ayrı bir yeri vardır. Konuları
bakımından, değişik şekillerde tasnif edilen efsanelerin bir bölümü de,
"olağanüstü varlıklar"la ilgilidir. İşte bu olağanüstü
varlıklar arasında, alkarısı ile ilgili olarak da çok sayıda efsane
anlatılır.Halkın inanışına göre, lohusanın veya bebeğin ciğerini yemeye
gelen alkarısı, bir takım hilelerle yakalanıp, göğsüne bir iğne
saplanırsa, tekrar eski yerine dönemez, o aileye hizmet edermiş.
Konuyla ilgili olarak, Kars'ta (20), Erzurum'da(21), Erzincan'da (22),
Gümüşhane'de (23), Diyarbakır'da(24), Bingöl'de (25), Elazığ'da (26) ve
Malatya'da(27), birbirine yakın efsaneler anlatılmaktadır. Bu
efsanelerin bir benzeri ise, Çukurova bölgesinde, şu şekildedir.
Hanımı yeni doğum olan bir adam, odaya giren al karısını görür. Al
karısı, lohusanın ciğerini çıkartmak için uğraşırken, bir iğne bulup,
bunun göğsüne saplar. İnsan şekline dönüşen al karısı, göğsündeki
iğneyi çıkartması için adama yalvarır. Çünkü, kendisi iğneyi çıkaramaz
ve çıkaramadığı için de, kendi taifesine dönemez. Al karısı, o ailenin
işini yapmaya başlar. Bu, çok güzel hızlı bir iş yapar. Evin bereketi,
gün geçtikçe artar. Birgün, ev sahipleri ile ekmek yapmaya başlayan al
karısı, su getirmek için kuyu başına gider. Orada oynayançocuklardan
birine, göğsündeki iğneyi çıkarması için yalvarır. Çocuk iğneyi
çıkarınca, kadın yedi yıl hizmet ettiği eve doğru; "Evinizde hiç su bulunmasın; paranızın sayısını hiç bilmeyesiniz ve yaz-kış, evinizden odun ekmeksiz olmasın"
der, sonra da çocuklara; suya atlayacağını, eğer suyun üzeri kan
olursa, yakınlarının kendisini öldürmüş olabileceğini söyler. Al karısı
suya atlayınca, suyun üzeri kanla dolar. O günden sonra da, bu ailenin
evine hiç su bulunmaz, paralarının sayısını bir türlü öğrenemezler ve
yaz-kış odunları hiç eksik olmaz (28)
Bu efsanenin benzeri, al karısı inancının hakim olduğu, hemen hemen
her bölgede anlatılmaktadır. Malatya'da Elazığ'da Erzincan'da, Kars 'ta
Diyarbakır'da, Bingöl'de, vs.hep aynı efsaneler biraz değiştirilerek,
hikaye edilmektedir.Mesela, Elazığ'da anlatılan bir efsanede:(34)
İsmail Ağa adında bir kişi, uzaktan gördüğü ateşe doğru ilerler.(35)
Oraya vardığında, bir al karısını ciğer pişirerek çocuklarına
yedirdiğini görür. Çocuklar, doymadıklarını belirtince, al karısı;
"Yarın da, İsmail Ağa'nın gelini doğum yapacak, oraya gidip, o üçüncü
lokmasını alırken, kıl şeklinde ağzına girip ciğerini alarak size
getiririm"
der. Gerçekten de, ertesi gün, İsmail Ağa'nın gelini
doğum yapar. İsmail Ağa, bunun yanında bekleyip, yemek yerken, üçüncü
lokmayı gelinin ağzına vermeyip, yanında getirdiği ayran tuluğunun
içerisine atar. Tuluk şişmeye başlar. Sonra, tuluğun içerisindeki kıl,
alkarısı şeklini alınca,bunun göğsüne iğne saplayıp, evlerinde
çalıştırmaya başlarlar.(36) Al karısı 1-2 yıl bu aileye hizmek eder,
ancak hep söylenenlerin tersini yapar.(37) Sonra, onların sülalesine
dokunmayacağına söz vererek, kendi taifesine dönmek için bir suya
atlar. Fakat, periler taifesi, bunu kabul etmeyerek öldürürler.
Köylüler, daha sonra, bu al karısının kanlı cesedini, gölde bulurlar
(29).
Al karısı, bazen de lohusanın yanına, bir kuş şekline girerek gelir. Buna, "Kuş boğması"
adı verilir. Halkın inanışına göre, al; kocaman bir kuştur, buna "al
kuşu" denir. Al kuşu, lohusanın yanındaki bebeğe basarak, onu öldürür.
Bu, eve girerken, ağzı açık bir su kabı arar, bunun içerisine bir
boncuk atar ve sırada etrafa bir ışık saçılır. Kuş, bu ışıktan
faydalanarak bebeği öldürür. Suya atılan boncuğu, birisi görüp de eline
alırsa, kuş kaçamaz ve oradakiler tarafından yakalanır (30) Bununla
ilgili olarak, Çukurova bölgesinde, şöyle bir efsane
anlatılmaktadır:(38)
Lohusanın bulunduğu odaya, al kuşu gelip de oradaki bir su kalıbına
boncuk atınca, bunu, orada bulunan bir adam hemen alır.(39) Boncuk
alınınca, al kuşu, bir kadın şeklinde göze görünür ve buna yalvarmaya
başlar.(40) Adam, bir daha, ailesine ve sülalesine dokunmamak şartıyla
boncuğu geri verir (31).
Bu efsanenin benzerine, diğer bölgelerde rastlayamadık, ancak, bazı
bölgelerde, sebebi belirtilmeksizin, lohusanın yanında ağzı açık su
kabının bulundurulmasının iyi olmayacağını belirtmişlerdir.
Al basması, erkeklerde daha farklıdır. Bunlar, daha çok gece
uyurken, bir sesle uyanırlar. Gaipten gelen ses, bunları çok uzaklara,
tehlikeli yerlere kadar götürerek orada bırakır. Bazen de, kedi, köpek,
sırtlan, merkeb, gibi hayvan şekillerine girerler. Elazığ'da bu
yaratığa, "Kapos", Bingöl'de, "Harparik", Malatya'da "Kıbilik veya Hıbilik", Diyarbakır'da ise "Kepoz" adları verilir. Çukurova bölgesinde ise, bu durum "Kırk Basması"
adı ile bilinmektedir ve umumiyetle, erkekler, yastıklarının altına
şalvar koydukları vakit olur. Şu anda hayatta olan bir şahsımız,
başından geçen "Kırkbasmasını" şuşekilde anlatmaktadır:
"Gece, üzerimde büyük bir ağırlık hissettim, gözlerimi
açtığımda, yanımda kısa kısa boyları olan kırk adamla karşılaştım.
Bunlar, beni götürmek için uğraşıyorlardı.Kimi kolumdan çekiliyor, kimi
bacağımdan, kimisi üzerime çıkıp, beni boğmaya çalışıyordu. O sırada,
bazı akrabalarımı da gördüm, ancak hiç birisi bana yardım etmedi. Bir
ara, dua okuyarak, biraz kendime geldim, o sırada baktım ki, gerçekten
yatağın dışına çıkmışım, sanki beni birisi tutup çekmiş.Gözlerimi
kapadığımda yine aynı kişilerle karşılaştım, yatağımı değiştirip başka
bir odaya gittim, ama kırk adam da arkadan geldi. Neticede, bu durum
sabaha kadar devam etti. Olanları anneme anlattığımda, annem ;
"Şalvarını yastığının altına koyduğun için seni kırk basmış" dedi.
Ancak, bu adamlar beni çekerken, ayağımı da ters tarafa doğru
büktükleri için, bir hafta aksalarak yürüdüm ve ağrıyı hissettim"
(32)
Bazen, lohusa ve erkeklerin dışında, genç kızları da al bastığını,
daha önce zikretmiştik. Bugün, bu inanış unutularak, çoğu bölgelerde
anlatılmaz olmuştur. Ancak, Adana'nın Osmaniye ilçesinde ikamet etmekte
olan bir kaynak şahsımız, kendisini sık sık al bastığını belirtmiştir.
İstemediği halde, bir gençle nişanlanan kaynak şahsıg ece rüyasında al
basar. Yanına gelen kişi ise sevmediği nişanlısıdır. Adam, bunun yanına
yaklaşınca, buna bir ağırlıkçöker, bağırma istediği halde hiç sesi
çıkmaz, ellerini tutmak ister, yine tutamaz. Adam, olduğundan daha
iridir, öyle ki upuzun kolları vardır, her bir tırnağı, 25 - 30 cm.
boyundadır. Adam, kızı parçalayarak öldürmek ister. Neticede, bu kız
nişanlısından ayrılır, fakat, al basmasından bir türlü kurtulamaz. Bunu
sık sık al basar ve :"Bizimle geleceksin" diye kızı zorla
götürmek ister. Kız, uyandığında, kendisini çok yorgun ve halsiz
hisseder (33) Halkın inanışına göre, periler de, bazen insanlara aşık
olurmuş. İşte, o zaman, aşık oldukları kızın başkasıyla evlenmesine
razı olmayıp, bunu yanlarına almak isterlermiş. O kıza da bir peri aşık
olmuştur ve kendiyle gelmesi için, her gece zorlamaktadır. Bu durum,
ünlü masal araştırıcısı Stith Thomsun'ın /Motif Indeks'inde de "F300. Perilerle irtibat kurma veya onlarla evlenme" şeklinde görülmektedir. (34)
Netice olarak diyebiliriz ki :
a) Alkarısı ve albasması, insanlığın var oluşundan
beri devam eden inanış sistemidir. Ayrıca bu, sadece bir halk inanışı
olmayıp, aynı zamanda efsane tipidir. Değişik konuları ihtiva eden
efsanelerin, "Olağanüstü Varlıklarla İlgili Olan Efsaneler" kısmında
yer almaktadır.
b) Bu efsaneler, yurdumuzun hemen hemen her yöresinde, birbirlerine benzer şekillerde anlatılmaktadır.
c) Al basması, sadece lohusa hanımlarda değil, erkeklerde, genç kızlarda ve kısraklarda görülür.
ç) Efsanelerin dini ve inandırıcı bir özelliği
vardır, aynı şeyler, al karısı içinde söylenebilir.(41) Bugüne kadar,
birçok araştırıcı, al karısını veya al bastıyı bir inanış sistemi
olarak değerlendirmiştir. Fakat biz, bu inanışların, zamanla nesilden
nesile aktarılırken, inandırıcılık, kısa ve nesir şeklinde olma
özellikleri ile efsaneleştiğini görüyoruz. Bunu da normal karışılamamız
gerekir. Çünkü, hemen hemen her efsanelerin bir gerçeklik
payıvardır.(42)
Bu güne kadar, Çukurova ve çevresindeki al karısı ile ilgili
derlemeler, daha çok folklorik bir değer taşımakta olup, bu durumdan
kurtulma çareleri üzerinde durulmuştur. Bizim birkaç yıllık yeni
derlemelerimizde, erkekleri ve gençkızları da al basabileceğinin tespit
edilmesi, derlemenin önemini göstermektedir.(43) 4-5 satırlık bir al
karısı efsanesi veya inanışı, Anadolu ve bütün Türk boylarında
bilinmektedir. Bu da bize, Türk Kültür birliğinin bir ispatıdı
avatar
PUSAT
Admin

Mesaj Sayısı : 104
Kayıt tarihi : 03/04/08

Kullanıcı profilini gör http://gizliilimler.heavenforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz